Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi ve Fuarı (TETZ 2026), bu yıl "Dijital Çağda İnsan Yetiştirmek" ana temasıyla kapılarını açtı. Küresel ölçekte eğitim teknolojilerinin geleceğinin masaya yatırıldığı zirveye, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in yanı sıra İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, çok sayıda öğretmen, öğrenci ve sektör temsilcisi katıldı. Zirvenin en dikkat çekici bölümlerinden biri olan ve 20'den fazla ülkenin eğitim bakanlığını bir araya getiren 'Bakanlar Oturumu'nda, teknolojinin eğitim sistemlerine entegrasyonu ve stratejik iş birlikleri ele alındı.
Zirvenin açılışında konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye'nin uluslararası eğitim göstergelerindeki büyük yükselişini çarpıcı verilerle paylaştı. Bakan Tekin, Türkiye'nin TIMSS 2023 verilerine göre 4'üncü sınıf matematik alanında puanını dünya genelinde en fazla yükselten ülke olduğunu müjdeledi.
"Evlatlarımızın Çevrim İçi İzleri Bize Emanet Edilmiş Mahrem Bilgilerdir"
Konuşmasında dijital dönüşümün ve yapay zekanın eğitim yönetiminden ölçme-değerlendirmeye kadar tüm süreçleri yeniden tanımladığına dikkat çeken Bakan Tekin, geçen yıl revize edilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin bu hassasiyetle hazırlandığını vurguladı. Dijital dünyada çocukların mahremiyetini korumanın yerli ve milli bir altyapıdan geçtiğini belirten Tekin, şunları söyledi:
"Bu yıl 7'ncisini organize ediyoruz Türk Eğitim Teknolojileri Zirvesi'ni ve her geçen gün dünyadaki önemli adreslerden birisi haline dönüşüyor. Bu yıl temamızı, 'Dijital Çağda İnsan Yetiştirmek' üzerine planladık. Yapay zekanın bilginin üretiminden öğrenme süreçlerine, ölçme ve değerlendirmeden eğitim yönetimine kadar uzanan geniş bir sahayı hepimizin bildiği gibi yeniden tanımladığı bir döneme girdik. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla öğretim programlarımızı geçtiğimiz yıl revize ettik. Bu kapsamda hazırladığımız her içeriği kendi medeniyet tasavvuru muzun sahip olduğu eğitim, kültür ve değerlerin içerisinden geçirmeye çaba sarf ettik. Evlatlarımızın dünyayla temasını daraltmak yerine o teması kendi kimlikleriyle kurabilecekleri bir zemin hazırlamaya çaba sarf ettik. Onlara, karşılaştıkları her yeniliği tartabilecekleri bir ölçü, kendi sözlerini kurabilecekleri bir dil, değişen şartlar içinde yönlerini kaybetmeyecekleri sağlam bir şahsiyet kazandırmaya çaba sarf ettik. Bu şahsiyetin dijital dünyada da korunması çocuklarımızın mahremiyetine ve verilerine sahip çıkmayı da gerektiriyor. Çünkü onların çevrim içi ortamda bıraktığı her iz ilgilerine, kabiliyetlerine, alışkanlıklarına ve hayatlarına dair bize emanet edilmiş mahrem birer bilgidir. Bu emaneti başka ellerin tasarrufuna bırakmak evlatlarimizi, farkında olmadan kendi hayatının öznesi olmaktan çıkarıp işlenen bir veriye dönüştürmek demektir. O emaneti kendi topraklarımızda, kendi denetimimiz altında tutmak; kurduğumuz her sistemin omurgasını yerli ve milli bir altyapı üzerine örmek, çocuklarımızın hakkını ve mahremiyetini koruma sorumluluğumuzun en temel gerekçesidir. Mahremiyetten kültürel aidiyete kadar bütün tercihlerimizin ardında aynı insan tasavvuru var. Biz, çağın imkanlarına hakim olan, bilgisini vicdanıyla, gücünü merhametiyle, kabiliyetini sorumluluk duygusuyla dengeleyen bir nesil yetiştirmek istiyoruz. Köküne bağlı kaldığı kadar başkasının hakkına saygı duyan, farklılıklarla birlikte yaşamayı bilen, elindeki gücü adaletle kullanan bir insan; kısacası, iyi insan."
"Okullarımızın Tamamında Yapay Zeka İmkanlarından Faydalanabiliyoruz"
Teknolojiyi büyütürken onu doğru istikamete sevk edecek insanı da yetiştirmeyi hedeflediklerini ifade eden Bakan Tekin, başta FATİH Projesi olmak üzere tüm yapay zeka uygulamalarında bu vizyonla hareket ettiklerini belirtti. Eğitim yatırımlarının arkasındaki güçlü iradeye değinen Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimiz, yazdığımız her satırdaki koddan, dünyanın eğitim masalarında ülkemizi temsil ettiğimiz eğitim diplomasisine kadar attığımız her adımda bu gayeyi gözetmeye çaba sarf ettik. Çağan bütün imkanlarını insanın gelişimine ve insanlığın hayrına sunarken teknolojiyi büyütmekle beraber onu taşıyacak, onu yönetecek ve doğru istikamete sevk edecek insanı da yetiştirmek istiyoruz. Bizler bu çabayla eğitim-öğretim süreçlerinde hayata geçirdiğimiz, başta FATİH Projesi olmak üzere ardından takip eden bütün yapay zeka uygulamalarında bu hassasiyetle hareket etmeye çaba sarf ettik. Ve şu anda okullarımızın tamamında internet erişimi, etkileşimli tahtalarla ders yapabildiğimiz ve yapay zeka imkanlarından çokça faydalanabildiğimiz bir eğitim-öğretim ortamını da sağlamış durumdayız. Bugün gönül rahatlığıyla, bu anlattığımız tablonun arkasında çeyrek asra yayılan kesintisiz bir eğitim-öğretimi yüceltme iradesinin olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde AK Parti hükümetleri eğitimi bir devlet politikası olmanın ötesinde bir dava olarak gördü. Bütçeden en büyük payı eğitime ayırdı. Bir okula ulaşan internet hattından bir sınıfta kurulan akıllı tahtaya kadar her yatırımın, yatırımımızın arkasında dimdik durmak kolay olmadı şüphesiz. Eğer bu kararlılık olmasaydı biraz önce bahsettiğim şeylerin Türkiye'de hayata geçirilmesi mümkün olmayacaktı."
"Uluslararası Göstergelerin Üzerine Çıktık"
Türkiye'nin son 22 yılda fiziki kapasite, derslik ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısı gibi kritik referanslarda küresel standartları yakaladığını, hatta üzerine çıktığını ifade eden Bakan Yusuf Tekin, şu açıklamalarda bulundu:
"Eğitimde teknolojilerin kullanımı kadar, eğitimde fiziki kapasitenin, derslik sayısının, öğretmen sayısının yeterli hale getirilmesi de kuşkusuz çok önemli. Türkiye bu anlamda son 22 yılda devrim niteliğinde işler yaptı ve şu anda derslik başına düşen öğrenci sayısı, öğretmen sayısı başına düşen öğrenci sayısı gibi referanslar açısından uluslararası göstergelerin üzerine çıkmış durumda. Ben bu vesileyle, 'Önce çocuklarımızın geleceği' diyerek eğitimi yıllardır devletimizin en büyük önceliği haline getiren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a eğitim ailemiz adına şükranlarımı sunuyorum. Bu büyük seferberliğe emek veren herkese, özellikle de öğretmen arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum, Allah kendilerinden razı olsun. Türkiye'nin eğitim teknolojileri alanında kurduğu bu güçlü kapasite, bugün kendi sınırlarının ötesine uzanan bir birikime dönüşmüş durumdadır. OECD ülkeleri arasında okullarına teknolojik altyapı sağlama bakımından en üst sıralarda yer almamız, yıllar boyunca attığımız adımların ulaştığı seviyeyi gösteriyor. Dünyanın pek çok ülkesi eğitimin devamını sağlamakta zorlanırken Türkiye, EBA başta olmak üzere kendi imkanlarıyla kurduğu dijital sistemler sayesinde 18 milyondan fazla öğrencisini öğretmenleriyle buluşturmayı sürdürdü. O gün eğitimin kesintiye uğramasını önleyen bu kapasitemiz, bugün öğrenmeyi zenginleştiren, öğretmenlerimizin elini güçlendiren bir kalıcı eser haline dönüştü."
"TIMSS ve PISA Verileri İlerlemeyi Açıkça Ortaya Koyuyor"
Konuşmasının son bölümünde uluslararası eğitim başarılarına geniş yer ayıran Bakan Tekin, elde edilen somut kazanımları ve Türkiye'nin bu tecrübeyi dünya ile paylaşmaya hazır olduğunu şu cümlelerle özetledi:
"Uluslararası araştırmalar da eğitim sistemimizde yıllar içinde sağlanan bu ilerlemeyi açıkça ortaya koyuyor: PISA 2022: OECD genelinde matematik ve fen puanları gerilerken; Türkiye, fen bilimlerindeki puanını artırdı, matematikteki seviyesini korudu. TIMSS 2023: 4'üncü sınıf matematik alanında puanını en fazla yükselten ülke Türkiye oldu. 4'üncü sınıf fen bilimlerinde bütün ülkeler arasında 4'üncü, OECD ülkeleri arasında ise 2'nci sıraya geldik. 8'inci sınıf düzeyinde de matematik ve fen bilimlerinde puanını en fazla artıran ülkelerden bir tanesi olduk. Sahip olduğumuz bu tecrübeyi dostlarımızla da paylaşıyoruz. Türkiye olarak kendi altyapımızı, yazılımımızı ve içeriğini üreten modeller geliştirdik. Bu modellerimizi de bu salonda bulunan bütün dostlarımızla paylaşmaya hazırız. Evlatlarımızın yarın hangi araçlarla karşılaşacağını bugünden bütünüyle kestiremeyebiliriz. Fakat onları çağın imkanlarından faydalandırırken kendi aklını ve iradesini koruyacak, elindeki gücü başkasının hakkını gözeterek kullanacak bir anlayışla yetiştirebiliriz. Bu sorumluluk sadece Milli Eğitim Bakanlıklarıyla da sınırlı değil kuşkusuz. Ailelerin, üniversitelerin, sivil toplum örgütlerinin ve bugün bu toplantının konusu olan teknoloji geliştiren bütün kesimlerin aynı hassasiyette bulunması zorunludur."