Yapay zekâ, öğrencilerin ödev yapma alışkanlıklarını kökten değiştiriyor. Araştırma yapmak, uzun metinleri özetlemek, kompozisyon yazmak artık birkaç komutla mümkün. Ancak öğrencilerin hazırladığı ödevlerin kalitesi yükselirken gerçek öğrenme düzeyleri aynı hızla gelişiyor mu? Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü'nün (OECD) yayımladığı iki ayrı rapor, eğitimde giderek büyüyen bu soruna dikkat çekti. PISA 2025 sonuçları Türkiye'de öğrencilerin yapay zekâyı OECD ortalamasından daha yoğun kullandığını ortaya koyarken, OECD Dijital Eğitim Görünümü 2026 Raporu, yapay zekâ sayesinde elde edilen yüksek performansın gerçek öğrenmeye dönüşmeyebileceğini gösterdi.
TÜRKİYE OECD ORTALAMASININ ÜZERİNDE PISA 2025 sonuçlarına göre Türkiye'deki 15 yaş grubu öğrencilerin yüzde 52'si öğrenmelerine yardımcı olması için haftada en az bir kez yapay zekâ sohbet uygulamalarını kullanıyor. OECD ortalaması ise yüzde 46. Türkiye'de öğrencilerin yüzde 44'ü yazılı ödev hazırlamak, yine yüzde 44'ü yeni bir konuda ön araştırma yapmak, yüzde 34'ü de okuması gereken metinleri özetlemek amacıyla haftada en az bir kez yapay zekâdan yararlanıyor. OECD ortalamaları sırasıyla yüzde 29, 31 ve 30. Türkiye'de yapay zekâyı araştırmada incelenen okul çalışmaları için hiç ya da neredeyse hiç kullanmadığını belirtenlerin oranı ise yalnızca yüzde 8. OECD genelinde bu oran yüzde 14.
BAŞARI VAR, ÖĞRENME YOK OECD'nin 2026 Dijital Eğitim Görünümü Raporu ise yapay zekânın eğitimde oluşturabileceği görünmeyen tehlikeyi ortaya koydu. Raporda incelenen araştırmalar, yapay zekâ desteğiyle çalışan öğrencilerin daha kaliteli ödevler ve akademik ürünler hazırlayabildiğini ancak bunun her zaman kalıcı öğrenme sağlamadığını gösteriyor. Bazı araştırmalarda yapay zekâ kullanan öğrencilerin performans avantajının, teknolojinin kullanılmadığı sınavlarda ortadan kalktığı, hatta tersine döndüğü belirlendi. OECD, öğrencinin düşünme görevlerini tamamen yapay zekâya devretmesinin bilişsel çabayı azaltabileceği ve beceri gelişimini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.
HER 5 ÖĞRENCİDEN BİRİ HER GÜN KULLANIYOR PISA 2025'e göre OECD ülkelerinde öğrencilerin yaklaşık beşte biri, okul çalışmaları için yapay zekâ sohbet uygulamalarını neredeyse her gün kullanıyor. Ancak kullanım sıklığı ile akademik başarı arasında doğrusal bir ilişki bulunmuyor. Öğrenmek amacıyla yapay zekâyı haftalık kullanan öğrencilerin fen performansı, sosyoekonomik koşullar dikkate alındığında kullanmayanlarla benzer düzeyde. Çok sık ya da çok seyrek kullananların puanları ise daha düşük olabiliyor. OECD, bu sonuçların yapay zekânın başarıyı doğrudan düşürdüğü anlamına gelmediğini, kullanım amacı ve biçiminin önemli olduğunu vurguluyor.
ÖĞRETMENLER DE ENDİŞELİ OECD'nin 2026 raporunda yer verilen TALIS 2024 bulgularına göre ortaokul düzeyindeki öğretmenlerin yüzde 72'si, yapay zekânın öğrencilerin başkalarına veya teknolojiye hazırlattıkları çalışmaları kendi ürünleri gibi sunmalarına imkân vererek akademik dürüstlüğe zarar verebileceğini düşünüyor. Öğretmenlerin yüzde 37'si ise yapay zekâyı mesleki çalışmalarında kullandığını belirtiyor. Bu veriler, teknolojinin hem öğretmenlerin çalışma biçimini değiştirdiğini hem de öğrencilerin gerçek bilgi düzeyinin nasıl ölçüleceği sorusunu gündeme taşıdığını gösteriyor.
ÇÖZÜM YAPAY ZEKÂYI SORGULAMAKTA PISA 2025'e göre OECD ülkelerindeki öğrencilerin yaklaşık yüzde 60'ı derslerde yapay zekânın ürettiği bilgilerin kalitesini değerlendirmeye yönelik çalışmalar yaptığını belirtiyor. Bu beceriyi okulda geliştiren ve yapay zekâyı öğrenmek amacıyla düzenli kullanan öğrencilerin fen performansında küçük bir avantaj görülüyor. Ancak bu fırsatlardan sosyoekonomik açıdan avantajlı öğrenciler daha fazla yararlanıyor. OECD, yapay zekânın öğrencinin yerine düşünmesi yerine, öğrenciyi düşünmeye yönlendiren bir öğrenme aracı olarak kullanılmasını öneriyor.